Samsung, yeni akıllı telefonunun tanıtımını en büyük rakibi olan Apple'ın kurucusu Steve Jobs'ın geçen hafta yaşamını yitirmesi dolayısıyla erteledi

Samsung, yeni akıllı telefonunun tanıtımını en büyük rakibi olan Apple’ın kurucusu Steve Jobs’ın geçen hafta yaşamını yitirmesi dolayısıyla erteledi

Samsung’dan yapılan açıklamada, “Dünya hala Steve Jobs için yas tutarken yeni bir telefonun tanıtımını yapmak yanlış olur” denildi.

Samsung, “Nexus Prime” akıllı telefonunun tanıtımını 11 Ekim’de San Diego’da yapmayı planlıyordu.

Samsung ve Apple, akıllı telefon piyasasının en büyük iki şirketi. Apple, akıllı telefon piyasasında yüzde 19,25′lik bir paya sahipken Samsung’un payı yüzde 16,2.

Apple, Samsung’un hem en önemli müşterilerinden biri, hem de en büyük rakibi.

İki şirket, Nisan ayından bu yana birbirlerine karşı 10 ayrı ülkede 20′den fazla patent davası açtı.

Samsung, geçen hafta Apple’ın yeni telefonu iPhone 4S’nin Fransa ve İtalya’da satışının yasaklanması için başvuruda bulundu.

Apple ise Eylül ayında Almanya’da Samsung’a karşı açtığı davayı kazanmış ve Samsung’un “Galaxy Tab” tablet bilgisayarlarının Almanya’da satışı yasaklanmıştı.

2016 yılında akıllı telefonların yüzde 97'sinin dokunmaktik ekrana sahip olması bekleniyor

2016 yılında akıllı telefonların yüzde 97′sinin dokunmaktik ekrana sahip olması bekleniyor

ABI Research’ün, “Mobil ve Dokunmatik Ekranlar” araştırmasına göre, 2016 yılında akıllı telefonların yüzde 97′si dokunmatik ekrana sahip olacak.

ABI Research’ten yapılan açıklamaya göre, “Mobil ve Dokunmatik Ekranlar” araştırması, akıllı telefonların artan başarısında dokunmatik ekranın en az 3G veri hızı kadar önemli bir özellik olduğunu ortaya koydu. Özellikle iPhone’un piyasaya sürüldüğü dönemden bu yana, 2006 yılında toplam pazarda payı yüzde 7 olan dokunmatik ekranlı akıllı telefonların payı, 2010 yılında yüzde 325 artışla yüzde 75′e kadar çıktı.

Yapılan araştırmaya göre gelecek 5 yıl içinde dokunmatik ekranlar bugünkü telefonlarda bulunan Wi-Fi özelliği kadar yaygın olacak, 2016 yılında ise akıllı telefonların yüzde 97′sinin dokunmatik ekranı olacak.

Mehmet Kemal Kocamaz, Pentagon'un insansız araç yarışmasında birinci oldu.

Mehmet Kemal Kocamaz, Pentagon’un insansız araç yarışmasında birinci oldu.

ABD’de, “yapay zeka” üzerine çalışan doktora öğrencisi Mehmet Kemal Kocamaz, ekibiyle, ABD Savunma Bakanlığının (Pentagon) insansız yer taşıtları yarışmasında birinci olarak, bu alanda geleceğin bilim adamlarından biri olacağını şimdiden kanıtladı.

Kocamaz’a göre, bu alana yeterli fon sağlanmaya devam edilmesi halinde, gelecek 10-15 yıl içinde “robot askerler” ve “insansız gidebilen yer taşıtları” görmek mümkün olabilecek. “Terminatör” gibi filmlerde görülen insan gibi robotlar, aslında çok da uzaklarda değil. Dünyaya internet ve GSP gibi kavramları kazandıran Pentagon’un uzun yıllardır en öncelikli hedeflerinden biri de bu. Ancak robotları insan kadar kompleks olmasa da düşünür, hareket planları yapar hala getirecek “beyni” yapma konusunda bilimde sıkıntılar var. Yine de alana yapılan maddi yardımlar ve genç beyinler ümit veriyor.

Milli Eğitim Bakanlığı bursuyla ABD’ye geldikten sonra kendini yapay zeka oluşturmaya adayan Kocamaz’ın yıldızı, bu alanda önemli ölçüde parlıyor. Doktora eğitimini yaptığı Delaware Üniversitesinin 4 kişilik insansız robot projesinde, robotun yapay zekası üzerine çalışan Kocamaz, ekibiyle birlikte, yolda çizgilerin dışına çıkmadan, tümsek, viraj ve engelleri tanıyarak gidebilen ve hızlı manevra yapan robot geliştirdi. Kocamaz ve arkadaşlarının bu robotu, Pentagon tarafından 19 yıldır düzenlenen, dünyanın tek insansız yer taşıtları yarışmasında da birincilik ödülü alarak, geleceğin insansı robotu alanında adından söz ettireceğini gösterdi. Kocamaz, Pentagon’un Tank Araştırma Geliştirme Merkezi (TARDEC), ABD Ulusal Savunma Endüstrisi Kurumu (NDIA) ve Lockheed Martin gibi alanında büyük firmaların sponsor olduğu yarışmaya, üniversitesi adına “Warthog” adlı robotla katıldıklarını söyledi.

PENTAGON “ÇOK İHTİŞAMLI” BULDU

Kocamaz, kendisinin, robotun “en önemli ve çözülmesi en zor kısmı” olan yapay zekasıyla ilgilendiğini ifade ederek, yarışmada robotlardan belirlenen çizgilerin dışına çıkmadan ilerlemesi, önüne çıkan kavisleri, engebeleri, engelleri tanıyıp en hızlı şekilde ve en iyi manevrayla hareket etmesinin beklendiğini ve bu süre içinde robota hiçbir insan müdahalesinin bulunmadığını anlattı. Kocamaz, yarışma sırasında Pentagon yetkililerinin robotlarını “çok ihtişamlı” bulduklarını belirttiklerini bildirdi. Yarışma sonrasında da Cumhurbaşkanlığından telefon geldiğini belirten Kocamaz, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün başarısını duyduğunun ve kutladığının kendisine iletildiğini ifade etti.

ROBOTLARIN YAPAY ZEKASI ONDAN SORULACAK

Yarışmadaki robotun normal arabadan küçük olduğunu, ama sistemin normal bir arabada da aynı şekilde işleyeceğini belirten Kocamaz, robotun işleyişini şöyle anlattı: “Siz tuşa bastığınızda, o kendi kendine kamerasından, GPS’den ve içindeki lazer ve sensörlerden beyni olan bilgisayara veri aktarıyor. Algoritma işliyor. Hiçbir insan faktörü olmadan, kendi hareket planını çiziyor ve gün geçtikçe bu hareket planını daha da genişletiyor. Yani gelecekte siz ‘Beni şuraya götür’ dediğinizde, o kendisi yolu hesaplayıp, sürüp götürecek.”

2000 yılında ÖSS’de sayısal alanda Türkiye 18. olduktan sonra, Milli Eğitim Bakanlığının bursuyla Bilgisayar Mühendisliği dalında lisans öğrenimi görmek üzere 2001 yılında ABD’nin Güney California Üniversitesine gelen Kocamaz, master öğrenimimi Rensselaer Polytechnic enstitüsünde tamamladıktan sonra, Delaware Üniversitesinde başladığı doktorasına devam ediyor.Habertürk

Türkiye, fırlatma teknolojisine sahip olmadığı için ilk istihbarat ve keşif uydusunu Çin'den uzaya gönderecek

Türkiye, fırlatma teknolojisine sahip olmadığı için ilk istihbarat ve keşif uydusunu Çin’den uzaya gönderecek

Türkiye, fırlatma teknolojisine sahip olmadığı için ilk istihbarat ve keşif uydusunu Çin’den uzaya gönderecek.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın da seçim kampanyalarında kullandığı ilk Türk istihbarat ve keşif uydusu Göktürk-2 için geri sayım başladı. Uydunun aralık ayında fırlatılması bekleniyor. Türkiye’de fırlatma teknolojisi olmadığı için Çin ile anlaşma sağlandı. Göktürk-2′yi 20 milyon dolar karşılığında uzaya Çin fırlatacak.

Göktürk-2 projesinde 2,5 metre aralıklı nesnelerin fotoğraflarını çekebilen bir uydu geliştirildi. Sistemin kamerası Güney Kore’den alındı. Geri kalan tüm imalat Türkiye’de gerçekleştirildi. Uydu, ilk testleri başarıyla geçti. Ayrıca uydu güneşi gördüğünde artı 130, karanlık tarafa geçtiğindeyse eksi 180 derece sıcaklıkla, vakumlamayla basınçsız ortamda test ediliyor. Göktürk-2′nin aralık ayının sonlarında ya da en geç 2012′nin başında uzaya fırlatılacağı öğrenildi. Yaklaşık 200 kilogram ağırlığında ve bir metreküp hacminde olması öngörülen Göktürk-2, Türkiye ve civarından aldığı görüntüleri anında Türkiye’ye indirebilecek. Projede Türk Havacılık Uzay Sanayii (TUSAŞ) ve TÜBİTAK birlikte çalışıyor. Türkiye’nin yürüttüğü bir uydu projesi daha bulunuyor. İtalyan Telespazio şirketinin üretimine devam ettiği Göktürk-1, çok daha gelişmiş bir sistem olacak. Savunma çevrelerinde iki uydunun gereksiz olduğu, Milli Savunma Bakanlığı ve Savunma Sanayii Müsteşarlığı arasındaki çekişme yüzünden iki ayrı projenin yürütüldüğü ifade ediliyor. Türkiye’de üretilen Göktürk-2′nin maliyeti yaklaşık 100 milyon dolarken İtalyanlara ihale edilen Göktürk-1 270 milyon Euro’ya mâl olacak.

14
Nis

Almanya telefonda 4G’ye geçiyor

   Yazan: admin   Kategori Cep Telefonu, Teknoloji

Almanya telefonda  4G'ye geçiyor

Almanya telefonda 4G‘ye geçiyor

Türkiye 3G’ye yeni geçti ama Almanya dördüncü nesil mobil haberleşme sistemi 4G ihalesini başlattı.

Hızlı internete ve akıllı telefon uygulamalarına imkân verecek dördüncü nesil mobil haberleşme sistemi için bugün ihaleye çıkılıyor. Berlin 4G’den ciddi maddi kaynak, çevreciler ise elektronik kirlilik bekliyor.

Almanya’da internet şebekesini ülke genelinde yayacak ve daha hızlı olmasını sağlayacak dördüncü nesil mobil haberleşme sistemi kapsamında dağıtılacak frekansların açık artırma usulüyle ihalesine bugün çıkılıyor. Alman hükümeti, 2000 yılında dağıttığı mobil internet lisanslarından 50 milyar euro gelir elde etmişti. Uzmanlar bu kez rakamın bu kadar büyük olmasını beklemese de, lisans gelirlerinin rekor borçlanmaya giden Berlin için hatırı sayılır bir kaynak yaratması bekleniyor. Alman çevreciler ise işin sağlık yönüne dikkat çekiyor ve dördüncü nesil mobil haberleşme sisteminin elektronik kirliliğe ve dolayısıyla da insan, hayvan ve bitkilere zarar vereceğine işaret ediyor.

Almanya öncü olmak istiyor

Almanya’da posta, doğalgaz, elektrik ve iletişim şebekelerinde rekabet kurallarının düzgün çalışması, Federal Şebeke Düzenleyici Kurumu tarafından takip ediliyor. Kurumun genel müdürü Matthias Kurth, yeni lisans dağıtımının yalnızca mali açıdan değil, Almanya’nın bu alandaki öncü konumunu pekiştirmesi bakımından da önem taşıdığını söylüyor:

“Yalnızca Almanya için değil, Avrupa için de ihalemiz önem taşıyor. Bu tür ihaleler piyasadaki durumu, frekansların parasal karşılığını sergilemesi bakımından önem taşıyor. Daha da önemlisi, atılan bu adımla mobil iletişim pazarında yeniliklerin önü açılacaktır.”

Dördüncü nesil mobil haberleşme sistemi kapsamında dağıtılacak frekansların büyük kısmı, Almanya’da televizyon yayınlarının dijitale geçmesiyle birlikte açığa çıktı. Söz konusu frekansların dalga boyu, özellikle kırsal kesime hızlı internet erişimi sağlanması açısından önem taşıyor. Dördüncü nesil mobil haberleşme, yalnızca var olan mobil ağlardan değil, DSL ve kablo internetten de daha hızlı erişime olanak tanıyacak.

Akıllı telefon baskısı

Almanya Federal Şebeke Düzenleyici Kurumu genel müdürü Matthias Kurth, günümüzde mobil cihazların gelişmişliğine dikkat çekiyor. Kurth, Amerika Birleşik Devletleri’nde mobil şebeke altyapısının yetersizliğinden ötürü son model akıllı telefonların bazı uygulamalarının çalıştırılamadığını vurguluyor.

“Almanya’da böyle bir gelişmenin yaşanmasını önlemek istiyoruz. Bu nedenle frekans dağılımının zamanında ve gelecek gözetilerek yapılması büyük önem taşımaktadır. Bu tür kararlar 10, 20 yıl boyunca belirleyici olacaktır. Bazı adımları atmakta geç kalanlar, sonuçta yeni uygulamaların baskısını yaşıyor. Bu, hiç istemediğimiz bir gelişme… Konuya bu çerçeveden yaklaşıldığında, frekans dağıtımıyla yalnızca mobil iletişim ve servis sağlayıcıların değil, şebekelerin yapılandırılmasında görev alan uygulama geliştiriciler ve donanım üreticileri için de ciddi bir saha açılmış oldu.”

Çevreciler niçin  uyarıyor?

Bu arada Alman çevreciler yeni frekans dağıtımı karşısında elektronik kirlilik uyarısında bulundu. Cep telefonları, kablosuz internet ağları, yüksek gerilim hatları, mikrodalga fırınlar, baz istasyonları, radyo ve televizyon vericileri, radar sistemleri, askeri gözlem istasyonları, iletişim sistemleri ve bilgisayarlar elektromanyetik radyasyon yayan cihazların başında geliyor. Uzmanlar, göze görünmez de olsa insan yapısı manyetik, elektrik ve elektromanyetik bu alanları ‘elektrosmog’ kavramıyla ifade ediyor.

Kısa adı BUND olan Almanya Çevre ve Doğa Koruma Birliği’nin mobil iletişim uzmanı Bernd Rainer Müller, “çevre ve insan sağlığına zarar vermemek için cep telefonu şebekelerinin daha fazla genişletilmesine engel olunmasını” talep etti. Müller, “bu tür zararlara yol açmayan, emisyonu düşük iletişim teknolojileri geliştirilmelidir” dedi.

Uzman, bir dizi araştırmanın elektronik kirliliğin insan, hayvan ve bitkilere zarar verdiğine dikkat çekti. Elektronik kirlilik insanda uyku bozukluğu, baş ağrısı ve halsizliğe yol açarken, arılar, güvercinler ve yarasalarda ise yön duygusunun kaybına neden olduğu belirtiliyor. Almanya Çevre ve Doğa Koruma Birliği, yeni frekans ihalesinden 5-6 milyar euro gelir elde edilmesinin beklendiğini kaydederek gelirin en az yüzde 1′lik kısmının mobil iletişimin çevre ve insan sağlığına verdiği zararın araştırılmasına ayrılmasını istedi.

20
Kas

Güneşten elektrik üretiyorlar

   Yazan: admin   Kategori Haberler, Teknoloji

Güneşten elektrik üretiyorlar

Gazi Üniversitesi, binaların elektrik ihtiyacının güneş enerjisiyle karşılanmasını sağlayacak proje üzerinde çalışıyor.

Üniversitenin laboratuvarında ‘yerli’ prototip güneş panelleri üretildi.
Binaların çatılarının ve güneş alan bölümlerinin güneş panelleriyle kaplanmasıyla elektrik ihtiyacının yüzde 80′e yakın bölümü karşılanabiliyor.

Gazi Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Fizik Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Süleyman Özçelik, AA muhabirine yaptığı açıklamada, üniversite laboratuvarında ‘prototip güneş paneli’ ürettiklerini bildirdi.

Pencere camı büyüklüğünde güneş panelleriyle binalarda iç mekanlarda aydınlatmayı tamamen sıfırlamadan elektrik enerjisi üretileceğini kaydeden Özçelik, bulutlu havalarda bile enerji üretiminin sağlanabildiğini anlattı. Özçelik, bu teknolojinin çatı ve binaların dış cephelerinin kaplanması için ideal olduğunu ifade etti.

Bir evin günlük ihtiyacının yaklaşık 1-1.5 kilovat güçten karşılanabildiğini belirten Özçelik, şöyle konuştu:

‘Eğer 10 daireli bir apartman düşünürseniz minimum 15 kilovatlık bir kurulu güce sahip olmanız lazım. Bunun için ne yapmak gerekir? Bu durumda sadece binanın dış cephesinin kaplanması yetmeyebilir. Çatıyı da düşünmek lazım. Çünkü çatı gölgelenme oranı en az olan yer. Dolayısıyla çatı fotovoltaik (güneş paneli) ile kaplı olduğu taktirde o apartmanın enerjisinin belki yüzde 100′ünü karşılayabilir. Ama biz güneş enerjisi, rüzgar enerjisi gibi atmosferik şartlardan enerji değerinin artıp azalabileceği enerji türlerinde yüzde 100 yerine yüzde 80, yüzde 70 oranında enerjinizi buradan karşılayın, diye öneriyoruz.’

‘TAMAMEN YERLİ’

Üniversitenin Yarı İletken Teknolojileri İleri Araştırma Laboratuvarı’nda 50 civarında güneş pili ürettiklerini ve bunlardan paneller oluşturduklarını anlatan Özçelik, ‘Gerek malzeme ve katkılanması ve metalizasyon ve gerekse maske tasarımındaki araştırmaları ile bilgimiz dahilinde ülkemizde ilk model fotovoltaik paneli tamamen yerli imkanlarla üretilmiştir’ dedi.

Bu panellerin yerli olarak üretilmelerinin önemli olduğunu ifade eden Özçelik, şunları söyledi:

‘Bunları verim açısından değerlendirdiğimizde uluslararası kaliteye ulaştık. Yani Gazi Üniversitesi, kristal silisyum güneş panelinde uluslararası standardı yakalamış durumda. İleri teknoloji ile ürün üreten ülkelerde, Ar-Ge laboratuvarlarında ne yapılıyorsa Gazi Üniversitesinde de bu yapılıyor.

Bir diğer konu ise Türkiye’de sektörün panel üretiminin Ar-Ge’sini tamamen destekleyebilecek bir bilgi birikimi ve yetişmiş insan gücü var. Şimdi düşünün, bu laboratuvardan 20-30 tane doktoralı eleman yetişmiş. Siz bir yatırımcısınız, Türkiye’de güneş paneli üretmek istiyorsunuz. Uluslararası rekabet edilebilir ölçekte panel üretiminizi devam ettirebilmeniz için bir Ar-Ge desteğine ihtiyacınız vardır. Yani bilim insanları ilgili teknolojiyi geliştirecek, sizin ürününüzün kalitesini artıracak ve siz uluslararası alanda hem ekonomik yönden rekabet edebileceksiniz hem teknolojik yönden rekabet edebileceksiniz.

Bu açıdan bakıldığında fotovoltaik alanında Gazi Üniversitesi yarı iletken teknolojileri alanında sektörlerin hem yetişmiş insan gücünü hazır hale getiriyor hem de onlara gerekli ürüne dönüşebilecek bilgiyi üretmiş durumda.’
İLK UYGULAMA ÜNİVERSİTEDE

Projeyi üniversitede uygulayacaklarını bildiren Özçelik, ilk aşamada Gazi Üniversitesinin tüm çatılarının fotovoltaikle kaplanacağını belirterek, ‘Belki enerji ihtiyacının yüzde 80′ini tamamen kendi sağlayacak. Bedava enerji, çevre kirletmeyen enerji’ dedi.

Güneş panellerinin ömrünün 30 yıl olarak belirlendiğini kaydeden Özçelik, ‘Aslında bu süre çok daha uzun. 30 yıl yüzde 80 verime kadar çalışıyor ama aslında 50 yıl kullanabilecek. Çünkü 30 yıl sonra verimi yüzde 80′e düşüyor. Yani bu demektir ki 10 megavatlık santraliniz var, 30 sene sonra elinizde 7-8 megavatlık santraliniz var. Verim düşer ama ömür devam eder’ dedi.

Özçelik, model olması için Gazi Üniversitesinin kapalı otoparkının aydınlatmasını yakın bir zamanda tamamen fotovoltaikle yapacaklarını bildirdi. Bunun TOKİ’nin yapacağı binalarda da uygulanmasının, güneş paneli kullanımını yaygınlaştırmayı sağlama açısından yarar sağlayacağını belirten Özçelik, ‘Mesela TOKİ’nin yaptığı bir sitenin açık veya kapalı otoparkının, mekanların aydınlatmasını güneş panelleriyle yaptığınız zaman hem temiz enerji olur hem de bedava’ diye konuştu.