Malazgirt Zaferi
Bizans İmparatoru Romanos Diogenes, 1070-1071 yılı kışında, Türkleri imparatorluk topraklarından tamamen atmak üzere bir ordu meydana getirdi. Bu ordu Bitinya, Kapadokya, Kilikya ve Trabzon gibi bölgelerden temin edilmiş; Bulgar, Slav, Alman, Frank, Gürcü, Ermeni, Hazar, Peçenek, Uz ve Kıpçak asıllı askerlerden oluşuyordu. 200 bin kişilik bu ordu ile Diogenes, Selçukluların üzerine yürüdü.
Bizans Ordusu, Kızılırmak vadisini izleyerek Sivas’a ulaÅŸtı. Burada bölge Rumlarının büyük sevinç gösterisiyle karşılanan imparator, halkın Ermeni taÅŸkınlık ve barbarlığından yakınmaları üzerine kentin Ermeni mahallelerini yıktırdı. Pekçok Ermeniyi öldürüp, önderlerini sürgüne yolladı. Daha sonra yoluna devam ederek Erzurum’a geldi. Büyük Selçuklu Devleti’nin büyük ve kahraman hükümdarı Sultan Alparslan, Van Gölü kıyısındaki Ahlat’tan hareket ederek MuÅŸ ili yakınlarındaki Malazgirt’e vardı. Daha önceleri Alparslan, Sarı Tigin’i Romanos Diogenes’in yanma elçi olarak göndermiÅŸ barış önerisinde bulunmuÅŸtu.
Ne var ki, Bizans İmparatoru bu öneriyi kabul etmemiş, hatta Türk elçisine şöyle demişti:
“Sultanınıza söyleyin, kendisi ile barış görüşmelerini Rey’de yapacağım. Ordumu İsfahan’da, hayvanları ise Hamedan’da kışlatacağım.”
Romanos Diogenes güçlü ordusuna güveniyordu. Alparslan’ın barış önerisinde bulunmasını, kendisinden korkmasına yoruyordu. Hâlbuki iÅŸin iç yüzü öyle deÄŸildi. Türkler, savaÅŸa baÅŸlamadan önce düşmanlarına barış önerisinde bulunurlar. Bu, Türklerin tarihî ve millî geleneklerindendir. Özellikle savaÅŸa karar vermek için çok iyi düşünülmesinin gereÄŸi üzerinde durulmalıdır. Ok yaydan çıktıktan sonra nasıl bir daha geri dönmez ise, savaÅŸ baÅŸladıktan sonra da kolayca sona ermez.
Bizans İmparatoru, hem kuvvetli ordusuna güveniyor, hem de Türklerin sık sık Anadolu şehirlerine akınlar düzenlemesini önlemek istiyordu. Selçukluları tam anlamı ile yenilgiye uğratmak, Orta Asya içlerine kadar sürüp atmak amacını taşıyordu.
Tarihte çok büyük bir önem taşıyan Malazgirt Meydan Savaşı, kaçınılmaz bir duruma gelmiÅŸti. Bizans İmparatorluÄŸu ile Büyük Selçuklu Devleti’nin orduları karşı karşıya gelmiÅŸti. Alparslan’ın bu savaÅŸtaki amacı da Anadolu’nun kapılarını bir daha kapanmamak üzere açmak, kesin biçimde Anadolu’yu zaptetmek idi. Bu savaÅŸta Türkler yenilirse yeniden Orta Asya içlerine çekilecekler, Bizanslıları yendikleri takdirde Anadolu’yu yurt edinmiÅŸ olacaklardı. İşte savaÅŸ bu ön yargılarla baÅŸlıyor, her iki taraf savaÅŸtan zaferle çıkmak istivordu.
Romanos Diogenes güçlü ordusuna güveniyordu.
Bir Cuma sabahı gürledi gökler, Ellibin tuÄŸ üzre, ellibin yürek. Kılıçlar sıyrıldı Allah-ü Ekber! Bizans, Türk’e vatan olsun diyerek.
Kılıç kelle biçer, ok kargı deler, Malazgirt Ovası kana boyanır. Gaziler haykırır, şehitler gürler, Vatanda yeni bir tarih uyanır.
Çöktü Roma ve sustu zaman, Åžehitler, gaziler toplandı bir bir. BaÅŸbuÄŸlar baÅŸbuÄŸu yüce Alparslan, Dedi, ‘Hep birlikte alalım tekbir!’
EÄŸilmez sanılan nice maÄŸrur baÅŸ, Türk’ün karşısında eÄŸilir, çöker. Rumlarla baÅŸlayıp süren her savaÅŸ, Her kale burcuna bir bayrak diker.
Bizans’ın fatihi büyük kumandan, Oturup yalvardı yüce Allah’a Dedi: ‘Türk’ün olsun bu aziz vatan, Girmesin bu yurda düşman bir daha!”
MALAZGİRT MEYDAN SAVAÅžI’NA HAZIRLANIÅž
Alparslan, Malazgirt Meydan Savaşı’ndan önce bütün tedbirleri almış, gereken her türlü hazırlığı yapmıştı. Ünlü veziri Nizamül-Mülk’ü Hemedan’a gönderdi. Çıkacak herhangi bir karışıklığı önlemesi ve istenirse yeni asker yollaması için tembihde bulundu.
Ayrıca Bizans kuvvetlerinin gücünü öğrenmek için de bir öncü kuvveti Bizans Ordusu’na göndererek küçük bir çarpışma yapıldı. Bu keÅŸif savaşında Bizans komutanı Basilakes tutuklandı. Ondan edinilen bilgilere göre Alpaslan gerekli önlemi aldı. Bizans Ordusu’nda Frenk, Norman, Slav, Gürcü, Peçenek ve Ermeni askerleri de yer alıyordu. 200 bin kiÅŸilik Bizans Ordusu’na karşı 50 bin kiÅŸilik bir kuvvetle nasıl karşı koyulacağının plânlarını hazırladı. Ordusunu savaÅŸ düzenine sokan Alparslan, 25 AÄŸustos 1071 tarihinde askerlerinin morallerini güçlendirmek için devamlı tekbir getirmelerini, düşmanların morallerini bozmak için de sürekli, boru ve davul çalmalarını, oklar atmalarını emretti.
Sultan Alparslan, amcası Tuğrul Bey zamanında Selçuklu ordusunda hizmet veren yaşlı ve yorgun eski orduyu dağıtmış yerine genç ve dinamik bir ordu kurmuştu. İçlerinde Süleyman Şah, Mansur, Porsuk, Bozan ve Savtekin gibi yetenekli komutanlar olup süvariler de bozkır savaşlarında pişmiş, seri manevra kabiliyetine sahip seçkin askerlerden oluşuyordu.
26 AÄŸustos 1071 tarihinde baÅŸta halife olmak üzere bütün İslâm âlemi, camilerde cuma namazını kılıyor, Kur’an okuyarak Türk Ordusu’nun zaferi için dua ediyordu. Hatta Halife, bütün İslâm ülkelerindeki hutbelerde ÅŸu duanın okunmasını emretti:
“Allah’ım, İslâm sancağını yücelt, ona yardım et! Başını ezmek ve kökünü kazımak üzere müşrikliÄŸi hezimete uÄŸrat. Sana itaatte canlarını feda edip, kanlarını akıtan yolunun mücahitlerini kuvvetlendir. Zafer ile yardım et. Sultan Alparslan’ın senden dilediÄŸi yardımı esirgeme ki, o bu sayede hükmünü yürütsün. Senin dinini ÅŸerefli ve yüce tutabilmesi için ordusunu meleklerinle destekle. Çünkü o, malı ve canıyla emirlerine uymak için rahatını terketti. Çünkü sen yüce kitabında: «Ey iman edenler! Can yakıcı bir azaptan sizi kurtaracak kazançlı bir yolu göstereyim mi? Allah’a ve Peygamberine inanırsınız, mallarınızla ve canlarınızla Allah yolunda savaşırsınız…» m buyuruyorsun. Senin sözün gerçektir.
Ey Müslümanlar! Samimi bir niyet ile Allah’a yal varınız. Çünkü Allah kitabında şöyle buyuruyor:
“Ey Muhammedi Onlara, ‘dualarınız olmasa, Rab-bim size niçin deÄŸer versin,’ de…” !2′Onun güçlü ve kuvvetli olarak düşmanlarını mahvetmesi, sancağı yükseltip zaferlerin en ulvîsine eriÅŸtirmesi için Allah’a dua ve niyazda bulununuz.”
Alparslan beyaz bir ata binmiş, baştan ayağa beyaz elbiseler giymiş, atının kuyruğunu kendi eliyle sıkıca bağlamış, ok ve yayını çıkartmış, kılıcını kuşanmış, kalkanını eline almıştı. Bu da sultanın, askerin başında bizzat savaşacağını gösteriyordu.
Malazgirt Ovası’nda bütün Türk Ordusu cuma namazını kılmış, Allah’a zafer kazanmaları için dua etmiÅŸti. Alparslan; Artuk, Süleyman Åžah, Porsuk, Bozan, Sav Tigin ile diÄŸer beyleri ve askerleri ile helâllaÅŸtı. Åžehit olursa oÄŸlu MelikÅŸah’a baÄŸlı kalmalarını vasiyet etti. Karşısında, vereceÄŸi emirle canlarını seve seve feda edeceÄŸi kahraman askerlerden oluÅŸan ordusu sessiz sedasız Alparslan’ın ne söyleyeceÄŸine kulak kesilmiÅŸti. Alparslan, kılıç ve topuzunu eline alarak ÅŸu özlü hitabede bulundu:
“Askerlerim! YiÄŸitlerim! Bugün burada ne emreden bir sultan, ne de emir alan bir asker vardır. Bugün ben sizlerden biriyim ve sizlerle birlikte savaÅŸacağım. Bugün burada Allah’tan baÅŸka bir sultan yoktur. Biz ne kadar az olursak olalım, düşman ne kadar çok olursa olsun, bütün Müslümanların, zaferimiz için dua ettikleri ÅŸu anda, kendimi düşman üzerine atacağım. Ya zafer kazanırız, ya ÅŸehit olarak cennete gideriz. İsteyen benimle gelsin, isteyen geri dönsün. Ben memleket için, İslâm için ölüme koÅŸuyorum. Beni takip edenler ve kendilerini Yüce Allah’a adayanlardan ÅŸehit olanlar Cennet’e, saÄŸ kalanlar ise ganimete kavuÅŸacaklardır. Ayrılanları ahi-rette ateÅŸ; dünyada da alçaklık beklemektedir.
Ey askerlerim! EÄŸer ÅŸehit olursam bu beyaz elbise kefenim olsun. O zaman ruhum göklere yükselecektir. Benden sonra oÄŸlum MelikÅŸah’ı tahta çıkartınız ve ona itaat ediniz. Zaferi kazanırsak istikbal bizimdir” dedi.
Alparslan atından indi. Son kez secdeye varıp ellerini kaldırarak Allah’a şöyle dua etti:
“Ya Rabbî! Sana inanıyor ve tapıyorum. Büyüklüğün karşısında yüzümü yere sürüyorum. Allah’ım senin yolunda, senin uÄŸrunda savaşıyorum. Ey Yüce Allah’ım! Kalbim ve niyetim halistir. Bana yardım et, söylediÄŸimde yalan varsa beni kahret!” dedi ve ÅŸimÅŸek hızıyla atı-, na atladı. Onun bu sözleri üzerine zaten moralleri yüksek olan askerleri iyice coÅŸmuÅŸtu.
Selçuklu Türklerinin Anadolu topraklarına yerleÅŸmesini saÄŸlayan tarihin en büyük savaÅŸlarından biri olan “Malazgirt Meydan Savaşı”, artık kaçınılmaz olmuÅŸtu. Horasan ve İran’ı geçerek, Anadolu’nun doÄŸu kapısını açmak için gelen Selçuklu Ordusunun başında bulunan Alparslan beyaz bir ata binmiÅŸ, baÅŸtan aÅŸağı beyazlar giyinmiÅŸti. İki yüz bin kiÅŸilik Bizans Ordusu karşısında savaşı kazanacağından kuÅŸku duymamakta idi.
26 AÄŸustos 1071 cuma günü elli bin kiÅŸilik ordusu ile Malazgirt Ovası’nda cuma namazını askerleri ile birlikte kılan Alparslan, zafer için bütün ordusu ile Allah’a dua etti. Namazdan sonra savaÅŸ baÅŸladı.
Alparslan, ordusunu dört gruba ayırmış, bu düzen içinde mevziye girmişlerdi. Merkez yani orta kısımdaki kuvvetlerin başında Alparslan bulunuyordu. Bu kesimdeki kuvvetler, diğerlerinden çok zayıftı. Esas büyük kuvvetler ise, sağ ve sol yanda bulunuyordu. Bunlar savaş sahasının yanlarındaki tepelerde mevzilenmişlerdi. dördüncü grup kuvvetler ise, zamanı gelince kuşatma harekâtına girişerek düşmanı arkadan çevireceklerdi.
Sayıca çok büyük Bizans Ordusu’na karşı savaÅŸmak Alparslan’ın ne kadar cesur bir komutan olduÄŸunu gösteriyordu. Romanos Diogenes’in kuvvetli ordusuna karşı, az bir kuvvetle hücuma geçti. Sanki yer gök sarsılıyordu. Süvariler; kanat açmış kuÅŸlar gibi, Bizans Ordusu’nun üzerine akın ettiler. Bir yıldırım gibi doludizgin gittiler.
Bizans Ordusu da, küçümsediÄŸi Selçuklu Ordusu’na karşı hücuma geçti. Alparslan, ordusunu “Turan TaktiÄŸi” gereÄŸince geriye çekti. Romanos Diogenes, olanca kuvvetiyle Selçuklu Ordusu’nun merkez kısmına yüklendi. Sultan Alparslan geri çekilmeye baÅŸladı. Bu sahte geri çekiliÅŸi bir bozgun zanneden İmparator, Selçuklu Ordusu’nu takip ederek Alparslan tarafından önceden hazırlatılan pusulara kadar geldi. Türklerin saÄŸdan ve soldan bir hilâl ÅŸeklinde kendisini çember içerisine aldığının farkına bile varmamıştı. Bu kıskaç harekâtı ile daha sonra Bizans Ordusu’nu arkadan çevirmeye yöneldi. Neden sonra Bizanslılar, tuzaÄŸa düştüklerinin farkına vardılar ama, iÅŸ iÅŸten geçmiÅŸti. Bu arada, AfÅŸin Bey, Artuk Bey, KutalmışoÄŸlu SüleymanÅŸatı gibi Selçuklu komutanlarının Türkçe olarak verdikleri komutlardan etkilenen Bizans Ordusundaki Peçenek ve Uz Türklerinin at sürerek Selçuklu Ordusu tarafına geçmesi üzerine durum Bizans açısından daha da tehlikeli bir boyuta varmıştı. Ayrıca İmparatorun Sivas’ta soydaÅŸlarına yaptığı zulmün acısını çıkarmak isteyen Ermeniler de savaÅŸ alanından çekilip gittiler. Böylece Bizans Ordusu neye uÄŸradığını ÅŸaşırdı. Kılıçların ÅŸakırtısı, atların kiÅŸnemesi, ölenlerin iniltisi birbirine karışıyordu. SavaÅŸ alanı cesetlerle dolmuÅŸtu. Bizans Ordusu’nun yedek kuvvetleri geri kaçmış, ordu bozguna uÄŸramıştı. SaÄŸ kalanlar ise, teslim olmuÅŸtu. Esirler arasında Romanos Diogenes’te bulunuyordu.
Ertesi gün Bizans komutanı ve Krah Romanos Diogenes, Alparslan’ın huzuruna çıkartıldı. Alparslan:
? Size nasıl bir davranışta bulunacağımı tahmin ediyorsunuz? dedi. İmparator:
Esirler arasında Romanos Diogenes de bulunuyordu.
? Beni ya öldüreceksiniz veya zincire vurup İslâm ülkelerinde dolaştıracaksınız, dedi.
Alparslan, esir düşen kralı kucaklayarak şöyle dedi:
? Üzülmeyiniz. İnsanların serüvenleri böyledir. Size esir deÄŸil, büyük bir hükümdar muamelesi yapacağım. Ben, Allah’a zaferi kazanırsam, sana iyi davranacağıma, söz vermiÅŸtim. Allah, iyilik düşünenlerin isteklerini yerine getirir.
Gerçekten de Alparslan, bu tutsak misafirine iyi baktı, çok güzel davrandı. Onunla bir anlaÅŸma yaptı. Ona on bin dinar yol harçlığı verdi. Bir kilometre de onunla birlikte yürüdü. Yanına Türk muhafızları katarak, emniyet içinde saÄŸ-salim vatanına uÄŸurladı. Romanos Diogenes, Alparslan’dan ayrılacağı zaman, yere kapanıp hüngür hüngür aÄŸlamaktan kendini alamadı. Avrupa da tutsakların, zincirlere vurulup, zindanlara atıldığı bir çaÄŸda, Alparslan, Türk’ün misafirperverliÄŸini, zayıfı koruma duygusunu bütün dünyaya ilân etmiÅŸti. Ancak Batı’nın Hıristiyan ruhu ve haçlı saldırganlığı, Türk’ün bu ince duygusunu anlayacak olgunlukta ve anlayışta olmadı hiçbir zaman.
Sultan Alparslan, Allah’a olan derin ve samimi inancı ve imanı sayesinde bu savaşı kazanmış ve Türk tarihine bir altın destan yazdırmıştı.
Yapılan anlaşmada, İmparator, fidye olarak bir buçuk milyon altın verecek, ayrıca her yıl 360,000 altın ödeyecek, Bizans içindeki bütün Müslüman esirler serbest bırakılacaktı.
Ancak İmparator, Bizans topraklarına girdiÄŸinde Michael’in İmparator ilân edilmiÅŸ olduÄŸunu gördü. Çok geçmeden Michael’in adamları tarafından yakalanarak gözlerine mil çekildi, kör oldu. Kısa süre sonra da kapatıldığı manastırda ıstırap içinde öldü.
MALAZGİRT MEYDAN SAVAŞININ SONUÇLARI
Malazgirt Zaferi’nden sonra bize Anadolu’nun kapıları tamamen açılmıştır. Anadolu, Malazgirt’le vatan olmaya baÅŸlamıştır. Çünkü Türk akıncıları çok kısa bir zaman sonra İznik ve civarını alarak buraları vatan edinmiÅŸlerdir. Malazgirt Zaferi sonrası kurulmuÅŸ hiçbir bağımsız Türk devleti olmadığı gerçeÄŸi unutulmamalıdır. Anadolu Selçukluları Devleti ise, 1071′de deÄŸil, 1077′de kurulmuÅŸtur. Bu devlet bağımsız bir devlet olmayıp, ortaçaÄŸ Türk devlet sistemine göre, Horasan’daki Büyük Selçuklu Devleti’ne baÄŸlıydı.
Anadolu Selçuklu Devleti, ancak 1157 yılında, büyük devlet dağıldıktan sonra bağımsız olmuş, ülkenin bütün öteki doğu bölümleriyse, Harzemşahların elinde kalmıştır.
Malazgirt Zaferi, imha meydan savaÅŸlarının en bü-yüklerindendir. SavaÅŸa katılan askerlerin sayısı bakımından Türk kahramanlığının, yönetim bakımından Türk askerî gücünün, Bizans Ordusu’ndaki Hıristiyan Türklerin Alparslan’ın tarafına geçmesi bakımından önemli neticeleri olan bir savaÅŸtır. Bu savaÅŸ sonunda Alparslan’a, Cihan Sultan’ı, Ebul Feth ve Sultanül Âdil unvanları verildi.
“Savaşı, sonunda zafer olduÄŸu için seviyorum” diyen Alparslan’ın ordusundaki süvariler doludizgin at sürerek az zamanda Marmara Denizi kıyılarına vardılar. Komutanlarından «Anadolu Fatihi» diye adlandırılan KutalmışoÄŸlu Gazi Süleyman Bey, Alparslan’ın isteÄŸi doÄŸrultusunda Anadolu’yu bir baÅŸtan öbür baÅŸa kadar fethetti. Alparslan, Malazgirt Zaferi’yle büyük bir komutan, adalet ve asalet sahibi olduÄŸunu da kanıtlamış oluyordu.
Sultan Alparslan, her tarafa fetihnameler gönderdi. Başta Bağdat olmak üzere bütün İslâm âleminde şenlikler düzenlendi.
Bu olaydan sonra Sultan Alparslan, Anadolunun Türkleşmesi ve İslâmlaşması için Türkmen beyleri ile birlikte pekçok Türkmen dervişlerini de görevlendirerek manevî fethin kapılarını açtı.
Anadolu’yu Türklere ebedî bir vatan olarak kazandıran Alparslan, tarihin en büyük cihangir ve komutanları arasında da en baÅŸta gelmektedir.
Türk tarihinde Malazgirt Meydan Zaferi’nin çok büyük bir önemi vardır. Selçuklu Türklerinin yurdumuzun özellikle Erzurum, Sivas, Konya vs. gibi ÅŸehirlerindeki pek çok uygarlık ve sanat eserleri, günümüze kadar varlıklarını sürdürmüş bulunmaktadırlar. Yüzyıllardan beri Anadolu Selçuklu Türklerinin damgasını, silinmez mührünü taşıyan bu muhteÅŸem eserler, atalarımızın bize armaÄŸan ettikleri birer ÅŸeref anıtıdır
Yorum Yapın