Faydalı Bilgiler Teknoloji BiliÅŸim Haberler » Blog Archive » Medeniyet
19
Eki

Medeniyet

   Yazan: admin   Kategori Atatürk

MEDENİYET

Medeniyetin ne olduğunu başka başka tarif edenler vardır. Bence medeniyeti harstan ayırmak güçtür ve lüzumsuzdur. Bu noktai nazarımı izah için hars ne demektir tarif edeyim:

Bir insan cemiyetinin a- Devlet hayatında; b- Fikir hayatında yani ilimde, içtimaiyatta ve güzel sanatlarda; c- İktisadî hayatta yani ziraatte, sanatta, ticarette, kara, deniz ve hava’ya ait ulaÅŸtırma iÅŸlerinde yapabildiÄŸi ÅŸeylerin sonucudur.

Bir milletin medeniyeti denildiÄŸi zaman hars namı altında saydığımız üç nevi faaliyet sonucundan hariç ve baÅŸka bir ÅŸey olamıyacağını zannederim. Şüphesiz her insan cemiyetinin harsı, yani medeniyet derecesi bir olamaz. Bu farklar, devlet, fikir, iktisadî hayatların her birinde ayrı ayrı göze çarptığı gibi bu fark üçünün sonucu üzerinde de görünür. Mühim olan sonuçlar üzerindeki farktır. Yüksek bir hars, onun sahibi olan millette kalmaz, diÄŸer milletlerde de tesirini gösterir, büyük kıt’alara ÅŸamil olur. Belki bu itibarla olacak, bazı milletler yüksek ve ÅŸamil harsa medeniyet diyorlar. Avrupa medeniyeti, ÅŸimdiki çaÄŸ medeniyeti gibi. 1930 (Afetinan, Atatürk Hakkında B.H., S. 267)

Zulüm medeniyetle uyuşamaz. İstidatsızlık taaffa lâyık bir şey olamaz. Çünkü milletler işgal ettikleri arazinin hakikî sahibi olmakla beraber beşeriyetin vekilleri olarak ta o arazide bulunurlar. O arazinin servet kaynaklarından hem kendileri istifade eder ve dolayısiyle bütün beşeriyeti istifade ettirmekle görevlidirler. Bu prensibe göre bundan âciz olan milletler yaşama ve bağımsızlık hakkında lâyık olamamak lâzım gelir. 1920 (Nutuk III, S. 1182)

Medeniyetin coşkun seli karşısında mukavemet boşunadır ve o, gafil ve itaatsizler hakkında çok amansızdır. Dağları delen, göklerde uçan, göze görünmeyen zerrelerden yıldızlara kadar herşeyi gören, aydınlatan, tetkik eden medeniyetin kudret ve yüksekliği karşısında ortaçağa ait zihniyetle, iptidaî uydurma hikâyelerle yürümeye çalışan milletler mahvolmağa veya hiç olmazsa esir ve aşağı olmağa mahkûmdurlar. Halbuki Türkiye Cumhuriyeti halkı, yenileşen ve olgun bir kütle olarak ilelebet yaşamağa karar vermiş, esaret zincirlerini ise tarihte görülmemiş kahramanlıklarla parça parça etmiştir.
1925 (Mustafa Selim İmece, Atatürk’ün Åž.D.K. ve İ.S., S. 47)

Benim kanaatim o idi ki, ve daima o oldu ki dünyada insan diye yaÅŸamak istiyenler, insan olmak vasıflarını ve kudretini kendilerinde görmelidirler… Bu uÄŸurda her türlü fedakârlığa razı olmalıdırlar. Yoksa hiçbir medenî millet, onları kendi sırasında ve safında görmek istemez. 1926 (Falih Rıfkı Atay, Atatürk’ün B.A., S. 99-100)

Bilirsiniz ki dünyada her kavmin, varlığı kıymeti, hürriyet ve bağımsızlık hakkı, sahip olduÄŸu ve yapacağı medenî eserlerle orantılıdır. Medenî eser vücuda getirmek kabiliyetinden mahrum olan kavimler hürriyet ve bağımsızlıklarından soyunmaya mahkûmdurlar. Medeniyet yolunda yürümek ve muvaffak olmak hayatın ÅŸartıdır. Bu yol üzerinde ileri deÄŸil, geriye bakmak bilgisizliÄŸi ve ihtiyatsızlığı gösterenler, umumî medeniyetin coÅŸkun seli altında boÄŸulmaÄŸa mahkûmdurlar. 1924 (Atatürk’ün B.N., S. 85)

Medeniyet yolunda muvaffakiyet yenileÅŸmeÄŸe baÄŸlıdır. Sosyal hayatta, iktisadî hayatta, ilim ve fen sahasında muvaffak olmak için yegâne olgunlaÅŸma ve ilerleme yolu budur. Hayat ve yaÅŸayışa hâkim olan hükümlerin zaman ile deÄŸiÅŸme, geliÅŸme ve yenileÅŸmesi zaruridir. Medeniyetin ihtirasları, fennin harikaları, cihanı deÄŸiÅŸiklikten deÄŸiÅŸikliÄŸe sürüklediÄŸi bir devirde asırlık köhne zihniyetlerle, maziye düşkünlükle mevcudiyetin muhafazası mümkün deÄŸildir. Medeniyetten bahsederken ÅŸunu da kesinlikle söylemeliyim ki medeniyetin esası, ilerleme ve kuvvetin temeli aile hayatındadır. Bu hayatta fenalık, muhakkak sosyal, iktisadî siyasî acze sebep olur. Aileyi teÅŸkil eden kadın ve erkek unsurlarının tabiî haklarına malik olmaları, aile vazifelerini idareye yetenekli bulunmaları lâzımdır. 1924 (Atatürk’ün B.N., S. 85)

Bağımsızlığını ve deÄŸerini dünyaya tanıtmak özellikleri, liyakatı ve kudreti taşıyan milletleri, medeniyet yolunda da hızlı ve baÅŸarılı adımlarla ilerlemek istidatları, kabul olunmak lâzımdır. Gerçi bir toplumun zamanla kökleÅŸmiÅŸ örf ve âdetleri, hisleri ve inanışları mühimdir. Bu itibarla, toplumlar, önayak olacak fertler üzerinde, âdeta âmir ve hâkim bir tesir gösterirler. Fakat, yaradılıştaki istidat ve liyakati, geliÅŸme ve yükselmeÄŸe eriÅŸmiÅŸ milletler; medeniyetin bugünkü geliÅŸmelerinden feyiz ve ilham almış aydın evlâtlarının sevk ve rehberliÄŸiyle, mazide kaçırdıkları fırsatların doÄŸurduÄŸu gecikmeleri, telâfi çaresini bulmakta gecikmezler. 1928 (Atatürk’ün S.D. II., S. 249)

Bugünkü Türk milleti, mâzinin en derin medeniyetlerinde kuruculuk iddia eden bu Türk kavminin bugünkü çocukları açık ve sağlam yolu bulmuşlardır. 1930 (Asım Us, Gördüklerim, Duyduklarım, Duygularım, S. 141)

Memleket mutlaka asrî, medenî ve yepyeni olacaktır. Bizim için bu, hayat dâvasıdır. Bütün fedakârlığımızın faydalı bir sonuç vermesi buna baÄŸlıdır. Türkiye, ya yeni fikirle donatılmış, namuslu bir idare olacaktır, veyahut olamıyacaktır. Halk ile çok temasım vardır. O saf kitle, bilmezsiniz, ne kadar yenilik taraftarıdır. (1923 Atatürk’ün S.D. III., S.60)

Memleketimizi asrileÅŸtirmek istiyoruz. Bütün mesaimiz Türkiye’de asrî, binaenaleyh batılı bir hükûmet vücude getirmektir. Medeniyete girmek arzu edip de, batıya yönelmemiÅŸ, millet hangisidir? Bir istikamette yürümek azminde olan ve hareketinin ayağında baÄŸlı zincirlerle güçleÅŸtirildiÄŸini gören insan ne yapar? Zincirleri kırar, yürür. 1923 (Atatürk’ün S.D. III., S. 60)


19 Ekim 2008, 20:51 tarihinde Atatürk kategorisi altında yayınlandı. Bu yazıya yapılacak yorumlardan haberdar olmak için RSS 2.0 beslemesini kullanabilirsiniz. Yorum yapabilirsiniz, veya kendi sitenizden geri izleme yapabilirsiniz.


Yorum Yapın

İsim (*Gerekli)
E-Posta (*Gerekli)
Site
Yorumunuz
*